top of page

Bir Sesin Peşinde: Ali Smith'in Antigone Uyarlaması Üzerine

Zeynep Nazlı Ergüven

#rüzgaraltıyazı

Antik Yunan tragedyasını çocuk okuyucuya taşımanın en büyük tuzağı, metni "ehlileştirme" çabasıdır. Sofokles'in Antigone'si ise tam da ehlileşmeye direnen bir yapıttır. Hikâye şöyle başlar: Oidipus'un kızı Antigone, kardeşi Polyneikes'in savaşta ölmesinin ardından onu gömmek ister. Oysa Thebai Kralı Kreon, Polyneikes'i vatan haini ilan etmiş ve gömülmesini yasaklamıştır. Antigone bu yasağı bilerek çiğner, kardeşinin bedenine toprak serper. Yaptığının bedelinin kendi ölümü olacağını bilmesine karşın bu seçimden vazgeçmez. Konu kısaca özetlendiğinde bile karşımıza çıkan bunun bir ders hikâyesi değil, bir trajik çatışma olduğudur. Kahraman ölümü bilerek seçer, iktidar karşısında boyun eğmez ve trajedi hiçbir ahlaki teselli sunmadan kapanır. 


Ali Smith Antigone’deki bu direnci fark etmiş olmalı ki metnin anlatıcısını bir insana değil, bilge, anne bir kargaya vermiştir. İşte bu radikal tercih, uyarlamanın tüm poetik zeminini tek başına inşa eder. Karganın anlatıcı olarak seçilmesi rastlantısal değildir. Karga, hikâyeyi savaş alanının üzerinden, ölü etine bakarak izler: Antigone'nin kardeşini arayışını, Kreon'un emrini ve yas tutmanın bu zalim yasakla çarpışmasını soğukkanlılıkla anlatır. Sofokles'in metninde koro nasıl sahnedeki olayları yorumlayan, sorgulayan ve seyirciye aracılık eden bir kolektif ses işlevi görüyorsa, Smith'in kargası da benzer bir işlev üstlenir ama koronun ciddi, tökezler tökezlemez ahlaki bir yargıya varan sesinden farklı olarak karga alaycıdır, bencildir, çıkarcıdır. Ölü etine bakan bir karganın gözünden anlatılan bir trajedi, okuyucuya olayların hem içinden hem de dışından bakma imkânı tanır.  Bu mesafe duygusu, özellikle genç okurlar için müthiş bir işlevselliğe sahiptir. Dramatik gerilimin tam ortasında hafif bir nefes alanı açar ama trajedinin özündeki o saf acıyı asla törpülemez. Nitekim nitelikli çocuk edebiyatını vasat olandan ayıran sınır da tam olarak burasıdır; okuru dünyadan korumak için değil, onunla birlikte dünyaya bakabilmek için yazmak.


Ali Smith’in Antigone’si yapısı açısından çok katmanlıdır. Anne karga, hikayeyi öyle bir çırpıda anlatıp kenara çekilmez. Yuvadaki yavrular "Bir daha anlat! Yine anlat!" diye tutturur. Bu ısrar, aslında kulaktan kulağa yayılan masalların ve mitlerin özündeki o sözlü geleneği yaşatmaktadır. Üstelik her yavru hikayenin başka bir yerine takılmaktadır. Biri yasaları çiğneyen kızın peşinde, diğeri gücünü göstermek isteyen kralın, en küçükleri ise garip bir sevgiyle "uzun kulaklı tatlı köpeğin" derdindedir. Bu çeşitlilik, trajik bir metnin tek bir doğru okunma biçimi olmadığını, her dinleyicinin ondan farklı bir tat alacağını çok güzel göstermektedir.

Kitabın en özgün tarafı, kesinlikle sonundaki röportaj bölümü diyebiliriz. Burada yazarın kendisi ile karga karşı karşıya gelip söyleşir. Smith, anlatıcı olarak neden bir kargayı seçtiğini açıkça anlatmaktadır. Sofokles’in orijinal metninde kuşların ve köpeklerin adının sıkça geçtiğini çünkü hikayenin temelinde gömülmeyen bir bedene ne olacağı sorusunun yattığını söyler. Karga ise bu edebi açıklamayı tamamen kendi çıkarına yorup "Lezzetli olur," diye kestirip atar. Yazarın derin edebi gerekçeleriyle karganın bu düz faydacılığı arasındaki çekişme, kitabın mizah yükünü sırtlanmaktadır. Smith ayrıca Antigone’nin insan, hayvan ve ruh arasındaki sınırları tartıştığını, bu yüzden hayvanların da bu anlatıda hak ettiği yeri aldığını, çünkü onların da bir ruhu olduğunu savunur.


Bu röportaj kısmı, çocuk edebiyatında pek rastlamadığımız bir açıklık sunuyor. Yazar, yarattığı karakterle kendi kararlarını tartışarak okuyucuyu mutfağa sokuyor. Kâhin Tiresias üzerinden güç savaşlarına değinen Smith, Antigone’nin doğaya ve insana dair sorduğu tüm soruların bu güç çekişmesinde yattığını belirtirken, karga son sözü yapıştırır "Ah, şu aptal hala-yaşayanlar." Bu cümle, kitabın ciddiyet ile alaycılık arasında gidip gelen o dengeli sesini çok iyi özetlemektedir.


Kitabın fiziksel dokusu da anlatı tercihlerini destekler niteliktedir. Parşömen hissi veren sayfalar ve toprak pigmentleriyle işlenmiş illüstrasyonlar, metnin yalnızca içerik düzeyinde değil biçim düzeyinde de antik dünyayla diyalog kurduğunu gösterir. Kapakta görülen büyük bir Yunan küpüne doğru toz ya da kül üfleyen genç kız figürü bu diyaloğun en yoğun imgesidir. Hem Antigone'nin gömme ritüelini hem de geçmişten günümüze taşınan bir nefesi simgeler. 


Son tahlilde Ali Smith'in bu uyarlaması, antik tragedyayı çocuklara "sevimli ve ulaşılabilir kılmak" için basitleştirilmiş bir uyarlama olmayıp onları bu sert dünyayla gerçekten karşılaştırmak için yazılmış bir metindir. Antigone’nin adaletsizlik karşısındaki sarsılmaz duruşu, Kreon'un kibrinin yol açtığı o büyük yıkım ve yasanın vicdanla çarpıştığı o gri alanlar bugün de güncelliğini koruyan devasa sorulardır. Smith, bu soruları genç zihinlerin önüne koymaktan çekinmez. Tragedyaların insanlığa asıl mirası bitmiş cevaplar değil, her zaman yeni sorulardır. Kardeşini gömen Antigone’nin elleri toprağa bulanmış olarak bize uzanır ve o toprak, aradan geçen binlerce yıla rağmen hâlâ sıcacık.

Bu metni arkadaşlarınla paylaş!

bottom of page