
Bir Ters, Bir Düz
Yeşim Pektok Yağmur
#yetişkintayfayaöykü
“Kadını tutmuşum, şapadanak yanağından öpmüşüm. Evet, öptüm. Saklamıyorum. Pişman da değilim.”
Müzeyyen Hanım örgüsünü bıraktı.
"Hangi kadını?”
Altmış iki yıllık evliliklerde de bazı sorular ilk kez sorulur.
Nihat Bey, pencereye sanki birini bulması gerekiyormuş gibi baktı.
“Ne kadını?”
“E, dedin ya, kadını şapadanak öptüm diye.”
Örgüsüne bakarak nerede kaldığını, ne öreceğini hatırlamaya çalıştı. İlk sıraları Selanik işi örülmüş, diğer sıraların hepsi aralıklı işlenmiş, sıra atlanmıştı.
“Bu bitince neye benzeyecek kim bilir?” diye geçirdi aklından.
Berjerin kolçağındaki döşemeyi parmağıyla iyice açarken, hafif kazınmış midesinden gelen sesi duyup da sabah kahvaltı edip etmediğine karar veremediğinden, “Bilmiyorum,” dedi.
“Bilmediğin kadını nasıl öptün?”
“Öptüm mü?”
Müzeyyen Hanım iç çekip başını salladı.
“Sana demiştim ben.”
Midesinden gelen gurultuyu Müzeyyen Hanım duymasın diye sesini olabildiğince yükselterek, “Ne dedin?” diye sordu.
“O kadınla görüşme diye.”
Örgü sanki başka birisine aitmiş gibi hissedip motifine kafa yormayı bıraktı.
“Her gün televizyona çıkıp tarif anlatıyor, bakmasam olmaz.”
Nihat Bey, televizyonda yemek tarifi anlatan kadının yaptığı İzmir köfteye iştahla baktı.
“Nasıl öptün?”
“Doğru…”
İzmir köfte fırınlanınca lezzeti daha bir artardı. Müzeyyen Hanım da yeni evlendikleri zamanlarda öyle yapardı. Ne güzel yemekler yapardı. Evlenmeye ikna edene kadar az çekmemişti elinden.
“Öptün mü?”
“Evlenmeden olmaz dedin hani.”
“Ben sabah odaya girmedim, nereden bileyim kumandanın yerini?”
Elindeki örgünün kaçmış yerine bakarak şişleri iki ileri, bir geri atıp onarmaya çalıştı.
O an Nihat Bey sustu. Karnı açlıktan iyice isyan bayrağını çekmişti.
Müzeyyen Hanım düşündü.
Nihat Bey utandı.
Müzeyyen Hanım hışımla örgüsünü elinden attı.
“Kimin bu, ben anlamadım. Yine hangi kızın unuttu da gitti? Bu kızlarının aklı bir karış havada, Nihat Bey.”
“Ne kızları? On altı yıldır aynı hırkayı örüyorsun bana, daha bitiremedin. Ölünceye kadar bitirirsen mezarımda üşümem artık.”
“Saçları ne renkti?”
Nihat Bey, utanmasını unutarak tekrar İzmir köftenin yapımını seyrederken, “Kimin?” diye sordu.
“Öptüğün kadının.”
Gençken ne güzel kadındı Müzeyyen, diye düşündü. Çekinerek Müzeyyen Hanım’a baktı.
“ ‘Memelerin ayva gibi, maşallah,’ dedim. Sen de, ‘Evlenmeden olmaz,’ dedin. Öpmedin beni.”
“Kadını öptüğün gibi dinlemeyip öpeydin ya şapadanak,” derken kadını zihninde canlandırmaya çalıştı.
Karnının gurultusuna artık hükmedemeyen Nihat Bey kendini bıraktı.
“Bir İzmir köfte mi yapsan?” diye sordu, gözlerini Müzeyyen Hanım’ın göğsünden alamayarak.
