top of page

Doldrums Dünyanın Sonuna Yolculuk

Dilek Mertoğlu

#rüzgaraltıyazı

Eğer anneniz oda sıcaklığı 25 derecenin altına düştüğünde panikliyorsa, sokakta birazcık koşmanızı “düşüp bacağınızın alçıya alınması riski” olarak görüyorsa ve en büyük maceranız yalnızca yan evdeki arkadaşınızı gizlice ziyaret etmekten ibaretse tebrikler: Archer B. Helmsley ile aynı kaderi paylaşıyorsunuz!

Nicholas Gannon’ın yazıp resimlediği Doldrums Dünyanın Sonuna Yolculuk, tam olarak “Ben aslında bütün dünyayı gezmek istiyorum ama annem bahçe kapısından dışarı çıkmama izin vermiyor ki!” dramını anlatan, son derece nefes kesici ve bir o kadar da komik bir roman.


Hikâye, Archer’ın kâşif büyükannesi ve büyükbabasının Antarktika’da bir buz kütlesinin üzerinde gizemli bir şekilde kaybolmasıyla hareketleniyor. Archer’ın annesi, oğlunun da (Tanrı korusun!) büyükanne ve büyükbabasının yolundan gitme ihtimalinden o kadar endişeleniyor ki evdeki doldurulmuş hayvanları incelemek dışında Archer’a hiçbir hareket alanı bırakmıyor.


Ev, âdeta denizcilerin korkulu rüyası olan “doldrums”a, yani hiç rüzgâr esmeyen ve denizin çarşaf gibi hareketsiz durduğu o meşhur durgunluk bölgesine dönmüş durumda.


Ama Archer’ın genlerinde kâşiflik var bir kere! Büyükanne ve büyükbabasının ölmediğine, yalnızca buzların üzerinde sıcak kakao içip kurtarılmayı beklediklerine inanıyor (Elbette, neden inanmasın ki?).


Onları kurtarmaya kalkışmak her ne kadar 11 yaşındaki bir çocuğun aklına gelecek bir fikir olsa da böyle bir operasyon elbette tek başına yürütülemez.


Archer: Mantığı çoğunlukla uykuda; tamamen hayal gücü ve cesaretle hareket ediyor. Biri ona “Oraya gidemezsin” dediğinde bunu cazip bir meydan okuma olarak kabul ediyor.


Oliver: Archer’ın yan komşusu. Her an panik atak geçirmeye hazır; kurallara düşkün, mikrop ve tehlike odaklı. Grubun “Aman, dikkatli olalım”cısı.


Adélaïde: Eski bir balerin; bir bacağı tahtadan, Fransız asaletinin ardına saklanmış esaslı bir mücadele uzmanı. Bir sorun mu çıktı? Adélaïde o sorunu tahta bacağıyla ustalıkla tekmeler!


Bu üçlünün bir araya gelip Antarktika’ya gitmek için bilet parası biriktirmeye çalışması ve müzede prova yapması, edebiyat dünyasının en eğlenceli kaçış planlarından biri olabilir.


Üstelik tüm eğlence bundan ibaret değil: Kitabın sayfaları, bu macerayı en ince ayrıntısına kadar canlandıran bir görsel şölene de ev sahipliği yapıyor.


Nicholas Gannon yalnızca yazmakla kalmamış, kitabın resimlerini de bizzat çizmiş. İllüstrasyonlar o kadar ayrıntılı ki okurken kendinizi 19. yüzyıldan kalma, kasvetli ama büyüleyici bir konakta hissediyorsunuz.


Gannon bu üç çocuğun büyüklerin asla aklına gelmeyecek bir incelikle, hatta bir ölçüde profesyonellikle planlar yapıp günün sonunda yetişkinlerin basit engellerine takılmalarını son derece akıcı bir dille anlatıyor.

Kitap aslında çocuklara “Hey, buraya bakın! Macera için illa Antarktika’ya gitmenize gerek yok; bazen en büyük macera, evden çıkıp bir arkadaşın elini tutabilmektir,” mesajını sindire sindire veriyor.


Doldrums Dünyanın Sonuna Yolculuk, sizi heyecanlandırıp içinizde hızla bir seyahat çantası hazırlama isteği uyandıran, hemen ardından da en yakın arkadaşınıza “Hava soğukmuş, bir sıcak çikolata iyi gider mi?” dedirten sürükleyici ve eğlenceli bir kitap.


Eğer hayatınızın bir döneminde evdeki koltuk minderlerinden gemi yapıp uzak rotalara yelken açtıysanız Archer ve çetesinin bu durgunluğu kırma macerasına mutlaka ortak olmalısınız.


Doldrums Dünyanın Sonuna Yolculuk

Nicholas Gannon

Çeviren: Delal Arya

Can Çocuk Yayınları

Bu metni arkadaşlarınla paylaş!

bottom of page