top of page

Sudan Çıkmış Balıklar

Ergün Demirsoy

#çocuktayfayaöykü

Onlar da okulun diğer tüm sınıfları gibi ‘okulun en haşarı’ sınıfıydı. Kimi damdan düşmüş, kimi sudan çıkmış, kimisi dağları aşıp gelmiş, kimisi de karadan kaçmıştı. 


Dinozorlar dünyayı terk etmiş, karalar birbirlerinden ayrılmış, sular yükselmiş, zavallı Plüton gezegenlikten çıkartılmış, dünya dönmüş, yıllar geçmiş, mevsimler birbirlerini kovalamış, onlar bir araya gelmişti.


Günlerden bir gün, yine bir ders günüydü. Hepsi daha zil çalmadan toplanmıştı sınıfa. Birisinin hayat eteğinden çekiştiriyordu. Bir süredir okuldan uzak kalmıştı. O günse heyecanlıydı, günler sonra buluşacaklar diye. Bir diğerininse yol gözünü dağlıyordu. Yola gidecekti. Uzaklara. Bir süre arkadaşlarını göremeyeceği için hüzünlüydü. Telaşla, özlemle, sevinçle sohbet ediyorlardı ki okul idaresinden bir yetkili geldi. Merak, heyecan ve korku birer birer çıktı saklandıkları yerden. Hepsi dikkat kesildi idareciye.


Öğretmenleri yokmuş o gün için. Gelemeyecekmiş. 


Biri düşünmüş, kesin hastalandı. Nane limon kaynatırken, cezve kırılmış. Ara, tara, bak, karıştır, yedeğini bulamamış. Ne yapsın diye düşünürken, aramış cadı arkadaşlarından birini. Atlamış gelmiş süpürgesine. Almış götürmüş onu kendi evine. Kazanda kaynatmış ilacını. Biraz da hatmi çiçeği katmış. Şifalı çayı içince öğretmen, uyuyakalmış cadının salonundaki hamakta.


Diğeri hislenmiş, kesin taşındı Mars’a. Sıkılmış buralardan. Atlamış ilk mekiğe. Gezegeni, uydusu, yıldızı. Dolana dolana varmış Mars’a. Gitmiş gitmiş ama o saçları nasıl sığdırmış kaska.


Öteki iç geçirmiş, kesin yemek yaparken tuz bitti. Komşuya tuz almaya giderken açık kapıdan kedisi kaçtı. Kediyi yolda köpek kovaladı. Köpeği bir araba kornası korkuttu. Kornayı çalan sürücü, bizim öğretmenin ilkokuldan arkadaşı çıktı. İlkokuldan arkadaşı ile okula ilk başladıkları günü konuşurken vapurun düdüğünü duydu. Vapura baktığında kedisini gördü kaptan köşkünde. Kaptana el etti gemiyi kaldırmasın diye. Gitti, yetişti, tuttu getirdi kediyi. Kedi tabii, koş koş açıkmış. Onu doyur, yemeği pişir. Yetişemedi tabii okula.


Beriki oflamış, kesin rüzgarı kaçırdı, yürütemedi gemisini. İçi dolsa da şişiremedi kendi yelkenini. 


Öbürü gülmüş kendi kendine. Belki de bugün canı gelmek istememiştir. İnsan her an her şeyi yapmayı istemez ya.


İdareci konuşmuş tekrar. Derse nöbetçi öğretmen girecekmiş. Hepsi haylaz ya hesapta. Süt dökmüş kediye dönmüşler yeni öğretmeni görünce. Nöbetçi öğretmen de onlarla aynı dersi çalışmış. Konuşmuşlar diz dize. 


Akşam olmuş, ders bitmiş. Gökten üç elma düşmüş. Birini bölmüşler ikiye. Yarım elma nöbetçi öğretmene, yarım elma da yola gidecek arkadaşlarına. Acıkırsa yolda yesin. Diğer iki elmayı saklamışlar. Haftaya hep beraber yerler diye.

Yeni yazılar ve atölyelerden haberdar olmak için hemen güverteye katıl!

Güverteye Hoş Geldiniz!

karadankacan-akademi
  • karadankacanakademi-instagram
  • karadankacanakademi-facebook
  • karadankacanakademi-x
bottom of page